30.04.2006

 

Olağan�st� Beyefendiler Cemiyeti

Aykut & Erkut Erdem

The League of Extraordinary Gentlemen, Alan Moore�un pop�ler k�lt�r ve ser�ven edebiyatının k�lt �r�nlerine y�nelik hınzırca, ironik ve estetik g�ndermeler yaptığı bir �izgi roman ş�leni.

Bu sayı i�in Alan Moore ve Kevin O�Neil�in bu �nemli �alışmasını yazmaya karar verdiğimizde a�ık�ası bu kadar zorlanacağımızı tahmin etmemiştik. Bu seriyi Jess Nevins�in The League of Extraordinary Gentlemen �zerine yazdığı iki referans kitabı (Heroes & Monsters ve A Blazing World) eşliğinde bir kez daha okuyunca ne kadar derin bir eserle karşı karşıya olduğumuzu �ok daha iyi anladık. Daha sonra imdadımıza Alan Moore�un kendisi yetişti, Locus adlı bilim kurgu ve fantazi dergisinin Temmuz 2003 sayısında yer alan bir r�portajda Alan Moore, �izgi romanlar ve The League of Extraordinary Gentlemen �zerine d�ş�ncelerini anlatıyordu. Bu r�portajın �evirisini tamamladıktan sonra sıra hik�yenin �zetini �ıkarmaya geldi. Sonu�ta ne kadar detaya girsek de hik�yede bir şeyler eksik kalacağının farkına vardık. Bu noktada �zeti kuru kuruya vermek yerine bizim yaratacağımız hayali bir kahraman �zerinden hik�yeyi anlatmaya karar verdik. Bu karakter, Nautilus�un m�rettabatından Mehmet adında eski bir Osmanlı casusu. Onun kendi hik�yesini de aşağıda bulacaksınız. Mehmet ismi ise g�remediğimiz dedemizden geliyor, casus Mehmet ile Mehmet Erdem�in bir ortak noktaları da var. Her ikisi de hayatlarının kısa bir d�nemini İngiltere�de ge�irmişler, ş�yle ki dedemiz Karab�k Demir �elik Fabrikası�nın kuruluşu sırasında eğitim almak �zere İngiltere�ye g�nderilen �� ustabaşından biriymiş. Neyse işte Mehmet Bey �zerinden Olağan�st� Beyefendiler Cemiyeti�nin hik�yesi...

Mehmet Bey�in Olağan�st� Beyefendiler Cemiyeti �zerine D�şt�ğ� Notlardan...
G�neşin Batmadığı İmparatorluğun başkentine yağmurlu, puslu bir gecede varmıştık. Gemimiz y�zeye �ıkıp rıhtıma yanaşır yanaşmaz temiz hava almak umuduyla kendimi hemen dışarı attım. Ama soluduğum hava etraftaki binalardan �ıkan k�m�r dumanlarından dolayı temiz olmaktan �ok uzaktı ve resmen is kokuyordu. Hemen i�eriye ka�ıp senelerdir mesken tuttuğum Nautilus�taki kamarama �ekildim. Yatağa her uzanışımda olduğu gibi i�imdeki vatan hasreti yine depreşti. Ger�i artık hi� umudum kalmadı, bir daha vatanımı g�rebileceğimi hi� sanmıyorum. Şimdi d�ş�n�yorum da en �ok kayıkla Hali�e a�ılıp arkadaşlarımla rakı i�meyi ve b�y�k camilerden yayılan ezan seslerini �zledim. Kader ağlarını garip �r�yor, Hindistan�a gizli g�revle giderken hayatının geri kalanını denizler altında ge�ireceksin deseydiler �gidin işinize� derdim. Herhalde B�y�k Sipahi İsyanı sırasında asilerin arasına sızmasaydım, onların yanında savaşırken Kaptan Nemo�yla yollarımız kesişmeseydi şimdi �ok farklı bir hayatım olurdu. Oysa şimdi Nautilus�ta ge�en onca seneden sonra ben bile kesin emin olamıyorum, Teşkilat-ı İstihbarat-ı Humay�n�un h�l� bir ajanı mıyım, yoksa Nautilus�un m�rettebatından biri mi? Tuttuğum notları bir g�n amirlerime teslim edebilecek miyim? En b�y�k tesellim Kaptan Nemo�nun yanında k�ffara karşı savaşmamız. Bu sebepten senelerdir d�şman olarak bellediğimiz bu ecnebi topraklara neden geldiğimizi bir t�rl� anlayamıyorum. Merak ettiğim bir diğer nokta da Kaptan Nemo�nun o Kanadalı ve Profes�r�den sonra bu yabancıları (�stelik i�lerinden birisi bir kadınken) nasıl olup da gemiye kabul ettiği. En azından Kanadalı�yla Profes�r normal tiplerdi, ama ya bunlar? M�rettebatın �oğu onlardan olabildiğince uzak durmaya �alışıyor, gemiye garip bir gerilim hakim. Hatta m�rettebat arasında o kadının Nemo�ya emirler verdiğine dair bir s�ylenti bile dolaşıyor, ne g�nlere kaldık! Mina Murray adlı kadın tipik tam bir İngiliz kadını, kibirli ve mesafeli. S�rekli boynunu kapatan bir eşarpla dolaşıyor. Bu ilgin� kadınla birlikte Londra�dan Kahire�ye doğru yola �ıkıyoruz, o afyon bağımlısı yaşlı avcıyı almaya. Sonradan bu yaşlı adamcağızın Kral S�leyman�ın hazinelerinin peşinde koşmuş Allan Quatermain olduğunu �ğrendiğimde �ok şaşırmıştım. O efsane adam ne hale d�şm�ş meğer. Ger�i şimdi o g�nlere kıyasla �ok daha iyi durumda, umarım ruhunu kurtarmayı başarır m�ptelası olduğu şu zehirden. Kahire�den sonra bir başka yolcumuzu almak �zere Paris�in yolunu tuttuk. Allan Quatermain ve Mina Murray, yanlarında zincire vurdukları yeni yabancıyla zor bir avdan �ıkmış gibi geri d�nd�ler gemiye. Paris�ten sonra işler iyice garipleşmeye başladı; Paris�te baygın vaziyette aldığımız o dev gibi adam Londra�da hastalıktan zayıflamış, kısa boylu, bambaşka biri olarak �ıktı. Kaptan Nemo�dan �ğrendiğimize g�re bu zavallı adam bilinmeyen bir hastalık sebebiyle �ift kişilikli bir hayat s�r�yormuş. İki farklı ismi bile var, ona devken Mr. Hyde, sıskayken de Dr. Jekyll olarak sesleniyoruz (�) Az �nce m�rettebattan biri gelip tahmin ettiğim k�t� haberi verdi. Kaptan Nemo ve dolayısıyla bizler artık İngiliz H�k�meti adına �alışacakmışız. Kime bağlı olduğumuz bile belli, Campion Bond adında (hi� g�z�m tutmadı) kalın enseli bir İngiliz�in emrindeyiz. Dahası İngiliz İstihbarat Teşkilatı�nda yeni kurulan bir birimin elemanları olduk. Gemiye gelen o yabancılardan Kaptan Nemo�nun da �yesi olduğu bir ekip kurulmuş. Bu ekibin son elemanı da biraz �nce geldi, Dr. Griffin. Ruh gibi bembeyaz bir y�z� var, o da bir bilim adamıymış. Ger�i bu adamı da hi� g�z�m tutmadı, Mr. Hyde hi� değilse nasıl g�z�k�yorsa �yle davranıyor. Oysa bu Griffin�de sinsi, k�t� bir hal var. Neyse, Krali�e�nin hizmetinde ilk g�revimiz Cavorite adlı bir maddeyi bulmak. Kaptan Nemo�nun bize s�ylediğine g�re yer�ekimini yenen feza�ya �ıkmak i�in kullanılacak bu maddeyi onu geliştiren profes�r�n elinden Londra�nın Doğu Yakası�nda Doktor lakabıyla bilinen bir �inli�nin �etesi �almış. Bu maddenin �l�mc�l u�an gemilerde kullanılacağını d�ş�nd�k�e uykularım ka�ıyor (...) Olaylar o kadar hızlı gelişti ki bunca g�n sonra yazmaya ancak vakit ayırabiliyorum. Ufak bir araştırmadan sonra Griffin ve Murray, Londra�nın kenar mahallerinin birindeki doktorun �ss�ne giden bir t�neli ortaya �ıkardılar. Biz Nautilus�ta beklerken ekibin kalanı gizlice �sse sızdılar. Anlatılana g�re �inli doktor �alınan cavorite ile u�an dev bir ejderha inşa ediyormuş. Neyse sonunda Quatermain ve Bayan Murray yer�ekimini yenen bu maddeyi ele ge�irip Champion Bond�a teslim ettiler, biz de b�y�k bir tehlikeden kurtulduk. En azından o zaman biz �yle d�ş�n�yorduk, g�revimiz tamamlanmıştı. Oysa Griffin�in sonradan ortaya �ıkardığına g�re o kadar zamandır Krali�e Viktorya yerine �ld� diye bilinen Profes�r Moriarty i�in �alışıyormuşuz. Meğersem ta en başından beri Moriarty bizi kullanıyormuş, planı Cavorite�i ele ge�irip bunu �inli doktorun �zerinde kullanıp Londra�nın tek su� patronu olmakmış. Şimdi bu iki ayrı grup Londra�yı cehenneme �eviren bir savaşa giriştiler. Herşey ortaya �ıktıktan sonra ekip bir araya gelip Moriarty�nin u�an kalesine Nautilus�un envanterindeki bir balonla �ıktı. Neyse ki b�y�k bir kargaşadan sonra Quatermain Cavorite�i bu kaleden �ıkartmayı başarmış da biz de ş�yle rahat bir nefes aldık. Londra�daki o kaos ortamı sonunda bitti, şimdi g�ky�z� �ok a�ık, t�m yıldızlar g�z�k�yor, hatta az evvel g�ky�z�nde kayan bir yıldız g�rd�m (...) Ge�en akşam kayan bir yıldız g�rd�ğ�m� s�ylemiştim, meğerse kayan yıldız zannettiğim şey Merih�ten gelen dev bir silindirmiş (mermi). Bug�n akşam gazetelerinin erken baskılarının t�m�nde bu haber manşetleri s�sl�yor: �Mars�tan Gelen Mesaj�, �Woking�ten Tuhaf Haber�, vs. (�) Kaptan Nemo�dan bir mesaj geldi. T�m m�rettebata hazır durumda beklemesini emrediyor. Britanya�nın koruyucu birliği olarak ekip elemanlarıyla birlikte Kaptan Nemo şu Mars�tan geldiği s�ylenen silindiri g�rmeye gitmişlerdi. Oraya vardıklarında herhalde gazetelerde �ıkan haberlerden olacak silindirin d�şt�ğ� �ukurun meraklı bir kalabalıkla dolduğunu g�rm�şler. Kaptan Nemo�ya inanmak istemiyorum. Zaten Londra�da inanan kimse yok. Gelen bilgilere g�re Mars�tan d�şen bu mermi a�ılmış ve i�inden bir Marslı �ıkmış. Herkes şaşırmış vaziyette put gibi dururken bir temsilciler heyeti uzaylıya yaklaşmış. Tam o anda mermi şeklindeki gemiden ışıklar sa�an yeşilimsi bir duman �ıkmaya başlamış ve sonra da her yeri alev dalgaları kaplamış, merminin yakınındaki herşeyi ve orada bulunan insanları yakıp k�l etmiş. Kaptan Nemo g�nderdiği bu mesajda ikinci bir silindirin daha d�şt�ğ�n� s�yl�yor. Yoksa bunlar planlı bir işgalin ilk adımları mı? (�) Ekip Londra�ya geri d�nd�, British Museum�da ger�ek Mr. M., şu b�y�k dedektifin abisi Mycroft Holmes ile toplantıdalar. Ordu olaya el koydu, top bataryalarıyla d�şmana karşı savaşıyorlar, ancak gelen haberler hi� i� a�ıcı değil (...) Toplantı sonucunda şu karar alınmış: Murray, m�zede Marslıları durdurmanın bir yolunu bulmak i�in kalacak, ekibin kalanı da Marslılar�la �atışmanın s�rd�ğ� yerin yakınına gidip olay yerinde araştırma yapacakmış. Ama araştırma gezisi kısa s�rm�ş. Karşılarına bir Marslı �ıkmış. Kaptan Nemo onu tarif edemiyor, metal bir zırhın i�inde �oğu evden daha y�ksek dev gibi bir ��ayaklı savaş makinaları ağa�ların �zerinden ilerliyormuş. Marslıların Londra�nın bu kadar yakınına geldiklerini iletebilmek i�in hemen geri d�nm�ş ekip. Ancak m�zeye vardıklarında hi� beklemedikleri bir şeyle karşılaşmışlar. Onlar Marslı�yla m�cadele ederken Dr. Griffin Murray�i d�v�p, Londra savunma hattı planlarını alıp ka�mış. Ta en başından bu adama hi� g�venmemiştim, t�m insanlığı kendi �ıkarları i�in harcayan bu adam yakalandığında ne ceza verilse az kalır (...) Kaptan Nemo ve Mr. Hyde, Nautilus�a geri d�nd�ler. Nautilus Londra savunması i�in Thames Nehri�ne gidiyor. Bu arada Murray ve Quatermain de savunma i�in �nemli bir silahın peşinde Dr. Moreau adlı bilimadamını bulmaya gittiler. Kaptan Nemo bile bu silahın ne olduğunu bilmiyor (...) Sonunda Thames Nehri�nin g�neyinde Marslılarla karşılaştık. Nautilus, o ��ayaklı makinalardan birini yok etmeyi başardı. Hemen bir ikincisi belirdi ve yoldaşından geriye ne kaldıysa topladı. Kaptan Nemo�ya g�re Marslılar teknolojilerinin bizim tarafımızdan �ğrenilmesinden korkuyorlar. Neyse ki enkazdan bir par�ayı Nautilus�un dokuna�larını kullanarak nehrin dibinden almayı başardık (...) Londra alevler i�erisinde. İnsanlar Londra�yı terkediyor. Bu insan selinin bir kısmı Thames Nehri kıyısından kendilerini gemilere atmaya �alışırken geri kalanlar da demiryolu istasyonlarına yığılmış durumda. Ordu ve polis teşkilatı bir yandan Marslılar�ı durdurmaya �alışırken �te yandan bu boşaltma işini denetlemeye �alışıyor. Ama ne yazık ki Londra sokaklarına kargaşa hakim (�) Thames Nehri birden kızıl bir otla doldu, tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama sarmaşık gibi birşey, s�rekli b�y�y�p nehri kaplıyor. Nautilus işlevsiz hale geldi, yerimizden bir metre bile kımıldayamıyoruz (�) Herşey nasıl bir anda başladıysa �yle bir anda sona erdi. Bunda Murray ve Quatermain�in payları �ok b�y�k. Tam zamanında o bahsettiğim silahla geldiler. Aslında şimdi d�ş�n�yorum da t�m insanlar �zg�rl�klerini asıl Mr. Hyde�a bor�lular. Evet, bu istilaya bir son verecek silah gelmişti ama onu atacak top bataryalarının t�m� etkisiz haldeydi. Hyde g�zlerimin �n�nde sırf zaman kazandırmak i�in kendini ��ayaklı savaş makinalarının �n�ne attı, alevler arasında kalmasına rağmen son nefesine kadar onlarla savaştı ve ��ayaklardan birini �ıplak elleriyle yok etmeyi bile başardı. Bu arada yerleştirilen yeni top bataryalarıyla silah da ateşlenebildi. Silahın etkisi �ok b�y�k oldu, o yokedilemez Marslılar g�zlerimizin �n�nde teker teker yığılıp kaldılar (�) İngiltere maceramız sona erdi. Kaptan Nemo (zaten dağılmış durumda olan) ekipten ayrıldığını a�ıkladı bizlere. Bu ayrılışın sebebi herhalde Marslılar �zerinde kullanılan şu silah. Ona ısrarla silah hakkında sorular sormamıza rağmen pek konuşmadı. Silah hakkında tek s�ylediği bir şeytan icadı olduğu, kim bilir?.

Yazınn tamamı Ser�ven 6.Sayıda...


En Son Eklenen 5 İnceleme

Tuna�nın Ağıdı: Plevne
03.11.2007
T�rkiye�de tarihi �izgi romanın gelişiminde �nemli bir durak olan Ratip Tahir Burak�ı ayrıcalıklı kılan se�tiği konular ve �izgisinin orijinalliği idi. ...

Kızlar İ�in Manga:
11.10.2007
Kitap d�kkanı zincirlerinden birine girdiğinizde yerde uzanmış manga � Japon yazarlar tarafından yazılmış ve �izilmiş, siyah beyaz, kalın �izgi romanlar � okuyan bir gen� kızla karş...

Harry Potter ve The Books Of Magic
03.10.2007
Harry Potter serisi ve the Books of Magic (B�y� Kitapları) serisi arasındaki benzerlikler bir �ok kişi tarafından rastlantıdan �te bir şey olarak g�r�l�yor. ...

Hanımlar ve beyler, şu elimde g�rm�ş olduğunuz �izgi roman...
28.01.2007
�izgi romanın doğasına ve potansiyeline ilişkin Emre Kuzuoğlu'dan bir deneme......

Zoraki Casus: Max Friedman
28.01.2007
Vittorio Giardino'nun �nemli bir d�nem �alışması olan Max Friedman, ayrıntıcı �izgileri ve insani hik�yeleriyle benzersiz niteliklere sahip......



 

雪茄| 雪茄烟网购/雪茄网购| 雪茄专卖店| 古巴雪茄专卖网| 古巴雪茄价格| 雪茄价格| 雪茄怎么抽| 雪茄哪里买| 雪茄海淘| 古巴雪茄品牌| 推荐一个卖雪茄的网站| 非古雪茄| 陈年雪茄| 限量版雪茄| 高希霸| 帕特加斯d4| 保利华雪茄| 大卫杜夫雪茄| 蒙特雪茄| 好友雪茄

古巴雪茄品牌| 非古雪茄品牌

Addmotor electric bike shop

Beauties' Secret化妝及護膚品

DecorCollection歐洲傢俬| 傢俬/家俬/家私| 意大利傢俬/實木傢俬| 梳化| 意大利梳化/歐洲梳化| 餐桌/餐枱/餐檯| 餐椅| 電視櫃| 衣櫃| 床架| 茶几

Wycombe Abbey| 香港威雅學校| private school hong kong| English primary school Hong Kong| primary education| top schools in Hong Kong| best international schools hong kong| best primary schools in hong kong| school day| boarding school Hong Kong| 香港威雅國際學校| Wycombe Abbey School

邮件营销| 電郵推廣| edm营销| 邮件群发软件| 营销软件|