06.06.2005

 

Kosta Ceran: "Seruven, Koloni'nin Ge�irdiği Evrimin Somut Bir Kanıtı."

www.seruven.org

Koloni'nin b�t�n sayılarında yer almış olan iki kişiden biri ve T�rkiye'nin �nemli �izgi roman koleksiyoncularından olan, halen de Ser�ven'e katkıda bulunmaya devam eden arkadaşımız Kosta Ceran'la koleksiyonculuk, fanzincilik ve �izgi roman yayıncılığı ekseninde d�nen bir s�yleşi yaptık.


T�rkiye�nin en �nemli �izgi roman koleksiyonlarından birine sahip olduğun s�yleniyor... Doğru mu?

Bence değil. T�rkiye'de başka kimlerin ne b�y�kl�kte koleksiyonu olduğunu bilmeden konuşmak yanlış. Ayrıca bu bir sidik yarışı da değil. Ama k���kken kendime bir hedef koymuştum: 10 bin �izgi Roman sahibi olmak. Bana g�re bu rakam, ilgimi �eken ve t�r�n mihenk taşlarını oluşturan b�t�n �alışmaları kapsayacak kadar b�y�k bir koleksiyon oluşturmaya yeter. �eşitli kaynak dergileri ve başvuru kitaplarını / ansiklopedileri de bu rakama dahil ediyorum. Yıllar zarfında sahip olduğum dergilerin / kitapların sayıları bir y�kseldi bir al�aldı. Koleksiyonumu objektif bir doğrultuda oluşturduğum i�in geniş bir yelpazeye dağılan, her t�rde �izgi roman mevcut. İyi �rnekler de var i�inde, k�t� �rnekler de. Belirsiz s�relerle koleksiyonumu geliştirip sonra tekrar elden ge�irdim ve gereksiz bulduğum sayıları / serileri elden �ıkardım. Bu anlamda, satın aldığım / okuduğum �izgi romanlar sayıca 10 binin �ok �st�nde ama şu anda sahip olduklarım ancak bu sayının yarısı kadar. K���kken annemin zoruyla elden �ıkardığım ilk koleksiyonumu da unutamıyorum tabii. Y�zlerce dergi bir anda u�up gitmişti! Şunu da eklemem doğru olur: Koleksiyonumda ağırlıklı olarak Amerikan �izgi romanlarına yer verdim ama T�rk�e yayınları da her zaman destekledim. Yayınlanmasında g�rev aldığım sayıları bile para verip bayiden satın alırım. Fanzinleri de m�mk�n olduğunca takip ederim, o y�zden bir s�r� �rnek var elimde. Bir g�n hedef sayıya ulaştığımda ne olacak onu da merak ediyorum doğrusu. Herhalde t�m koleksiyonu yeni baştan elden ge�iririm...

Koleksiyonunu g�rmek isteyenlere plastik eldiven taktırıyormuşsun..

Hayır, b�yle bir şey yok. Sadece ellerini yıkamalarını rica ederim. Malum, insanoğlunun parmak u�larında her zaman yağ birikir ve bu da kağıda ge�er, iz bırakır. �ıkmaz �stelik, o y�zden dikkatli olmak lazım. Bu dedikodunun aslı, bazı arkadaşlara benim aktardığım bir bilgiye dayanıyor: Ben şahsen kendim, bazı değerli dergilerin kapaklarında parmak izi kalmasın diye onları ameliyat eldiveni ile okudum. �zellikle parlak beyaz veya parlak siyah kapaklarda �ok �irkin g�z�k�r parmak izi ve ben o alb�mlere y�ksek meblağlar �deyerek sahip olmuştum. Olay bundan ibaret. Kıl olduğum doğru ama kendimden başkasına kıllık yapmam. Ha, bir de b�t�n kitaplarım (�izgiroman olsun olmasın) jelatinlidir. A�ıkta bir şey tutmam, okuduktan sonra mutlaka poşetlerim. B�ylece tozlanmasını �nlerim ve �mr�n� uzatırım. Havayla ve ışıkla temasını m�mk�n mertebe keserim. Elbette ben bir g�n bu diyardan g���p gideceğim ama koleksiyonumun bir şekilde varolmaya devam edeceğini d�ş�nm�ş�md�r hep. O y�zden onu korurum. Deprem ve yangın i�in bir şey yapamam tabii ama evi su basarsa koleksiyonuma fazla bir zarar gelmez...

Nasıl başladı bu koleksiyon işi?

Bir bilsem! Kendimi bildim bileli �izgi roman okurum, �stelik de biriktiririm. '72 Mart doğumluyum ama '77 tarihli dergiler vardı koleksiyonumda. Sanırım anaokuluna gitmemle dergi almaya başlamam aynı d�neme denk gelir. Ben okumayı �izgi romanlardan �ğrendim. Şanslıydım ��nk� o zamanlar terc�meye ve kaligrafiye daha fazla �nem verirlerdi. Dergiler bug�ne kıyasla �ok daha d�zg�n bir T�rk�e kullanıyordu. O y�zden gramerim ve kelime dağarcığım �ok k���k yaşlarda gelişti. Milliyet �ocuk ve Terc�man �ocuk dergilerinde yeralan (sonradan anladığım �zere o d�nemin klasikleri sayılan) �izgi romanların yanısıra "İnkılap ve Aka" yayınevinin (şimdiki İnkılap) eski t�rk�e �evirilerinden Jules Verne romanları okudum. Hayal g�c�m genişti. İlkokulda okuma konusunda hi� sorun yaşamadım. �ğrenmeye meraklı olduğum i�in de �n�me ne �ıksa alıp okudum. En �ok �izgi romanı sevdim tabii, ama o zamanlar da se�iciydim. '88 Mart'ında yabancı �izgi romanları takip etmeye başladım. İngilizcemi bu sayede geliştirdim. Hatta sırf �izgi roman okumak i�in ingilizce �ğrendim desem yalan olmaz. K�t� �yk�leri okumazdım ama, eğer k�t� �yk�ler devam ederse o dergiyi bir daha almazdım. Bir sayıdan sonra Superman'i okumayı bıraktım mesela. İyi �izgiyle k�t� �izgiyi erken yaşta ayırt etmeyi �ğrendim ve hatta kendim de �izmeyi denedim. Birini eleştirirken ondan daha iyisini yapabilir miyim diye sordum hep kendime. Pek �ok dergiyi birden fazla dilde takip ettim. �r�mcek Adam'ın hem T�rk hem de Amerikan baskılarını okudum; Conan'ın T�rk, Amerikan, Fransız baskılarını eş zamanlı satın aldım bir s�re. Sonra bir baktım ki T�rkiye'nin sayılı koleksiyoncuları arasında yer almışım. Ama şunu da not etmek gerek, eskiden koleksiyon yapan �ok az insan vardı. Mesela Talat G�reli'nin evi ger�ekten �izgi romanlarla dolup taşıyordu ama belirli bir d�nemden sonrasıyla hi� ilgilenmedi, hep eski dergileri toplardı. Ayrıca farklı yollarla koleksiyon sahibi olanlar da mevcuttu. Rahmetli Ali Recan'ın b�y�k bir koleksiyonu vardı �rneğin ama hi�birine para �dememişti. Benzer şekilde Nurcihan Kesim'in de b�y�k bir arşivi vardı ama koleksiyoner değildi. Ajansını kapatınca dergilerin �oğu tanıdığım insanlarca paylaşıldı (Ali Recan dahil). Buna benzer �rneklerle T�rkiye'de koleksiyoncuların sayısı arttı. Bense b�yle bir yaklaşım i�inde olmadım hi�bir zaman. Maddi g�c�m �l��s�nde b�y�tt�m koleksiyonumu, illa ki en b�y�k ben olacağım diye hi� zorlamadım kendimi. Bilgimi artırmayı koleksiyonumu b�y�tmeye yeğ tuttum. Ama Erasmus'un şu lafını da hi� unutamam: "Elime birazcık para ge�tiğinde �nce kitap alırım, eğer bir şey artarsa o zaman kendime yiyecek ve giyecek satın alırım..."


Bir ara Alfa yayınlarında edit�rl�k yapmıştın, nasıl bir deneyim oldu?

G�zel bir deneyim oldu. 5 hafta s�ren bir maratondu ve beni �ok yordu ama bu s�re zarfında 12 dergi hazırladım. '90 Haziran-Temmuz d�nemiydi. Haftanın 7 g�n� g�nde 12 saat �alışıyordum. Yayıncılığın temel kurallarını yaşayarak �ğrendim. Ayrıca baskı prosesinin nasıl işlediğini g�rd�m ve bu da ileriki d�nemde Koloni'yi hazırlarken �ok işime yaradı. Bir de T�rkiye'de ilk kez bir "fan", profesyonel bir derginin y�netimini ele almıştı ve bu kişinin ben olması �ok hoşuma gidiyordu. Hi�bir şey yapmadan oturmak istemiyordum, yanlış bulduğum şeyleri d�zeltmek i�in kolları sıvamıştım. Sinirlerimi yıpratan bir s�re�ti ve bu y�zden benim kadar �zverili davranmayanlarla kavga ettim. Beni mutlu eden şeyse, yayınevinden ayrıldıktan sonra bile benim hazırladığım dergilerin yayınlanmaya devam etmesiydi. Bence kendimden sonra gelenler i�in bir yol a�tım. O zamana kadar hi� bir okuyucu yayıncılara kafa tutmamıştı. Bense onlara gidip "siz işinizi bilmiyorsunuz, ben sizden daha iyisini yaparım" deyip hatalarını y�zlerine vuruyordum. Sonu�ta daha iyisinin yaptım mı yapmadım mı tartışılır ama geriye d�n�p baktığımda �ıkardığım işten memnunum. O d�nemde �ıkan Conan sayılarında bug�n bile hissedilen bir enerji vardı, yayın tam anlamıyla okuyucularıyla b�t�nleşmişti. O s�re� devam etseydi dergi kapanma noktasına gelmezdi bence. Dergilerde (Alfa hari�) yazar-�izer ismine yer verilmezdi o zamanlar. Kanuni yollardan baskı yapıp bu durumun d�zelmesine katkıda bulunduğuma inanıyorum. �z�c� olan şu ki, şimdiye kadar daha iyisini yapan �ıkmadı. Umarım bu durum yakın gelecekte değişir...


Amerikan-İtalyan ekol kavgalarını senin başlattığın s�yleniyor. Nasıl bakıyorsun bu meseleye?

Ben barış�ıl bir insanım ve kimseyle kavga etmek istemem. Ama bazı arkadaşların �izgi romana bakışının yanlış olduğunu savunduğum i�in o arkadaşlar bana k�st�ler bir d�nem. Mehmet Meng� ile bir kitabı bile doldurabilecek uzunlukta tartışmalara girdik ama bir sonuca ulaşamadık. Bence �izgi roman bir b�t�nd�r ve b�l�nmesi doğru değildir. Nasıl ki bir m�ziksever klasik m�zik ve arabeski aynı anda dinleyebilmeliyse (ikisini de sever ya da sevmez o ayrı bir konu) bir �izgi roman okuru da amerikan-avrupa ayrımı yapmamalı bana g�re. Sadece italyan orjinli �izgi roman okuyan biri "italyan �izgi romanı" konusunda uzman olabilir ama genel olarak "�izgi roman"dan bahsedemez ��nk� bilgisi kısıtlıdır. Ben her zaman amerikan �izgi romanlarından hoşlandım ama italyan �izgi romanlarına da asla sırt �evirmedim. Fransız �izgi romanlarını da b�y�k bir zevkle okudum. Bir �izgi romanın milliyeti onun başarısının �l��t� olamaz. "İyi" bir �izgi roman, anlaşılır bir hikayeyi anlaşılır bir anlatımla aktaran �izgi romandır. Aynı kural sinemada da ge�erlidir. Benim ikinci en b�y�k tutkumdur sinema ve orada da aynı prensipleri uyguladım hep. Televizyonun sadece 1-2 kanal olduğu, uydu yayınlarınınsa mevcut olmadığı bir ortamda senede 500'den fazla film izleyen ve bir o kadar �izgi roman okuyan biri olarak pek �ok şeyi kıyaslayabilecek kapasitede olduğuma inandığımdan "şu-bu" ayrımı yapanlarla olduk�a uzun bir s�re tartışmıştım. Sonu�ta boş bir �abaydı ��nk� kimse kazanamadı o tartışmayı, hatta bug�n bile s�r�p gittiğini g�r�yorum ve bıyık altından g�l�yorum. O zamanlar g�lm�yordum tabii...


Marvel'e mektup yazmışsın �r�mcek Adam k�t� yayınlanıyor diye... Nedir bunun hikayesi?

Doğrudur, o zamanlar dergiyi B Yayınları (Bilka) �ıkarıyordu. İlk sayısından başlayarak para verip dergiyi destekleyen bir okuyucu olarak "ajansı aracılığıyla siyah-beyaz kopyalarını elde etmeniz m�mk�nken �r�mcek Adam'ı neden yeni baştan �iziyorsunuz?" diye mektup yazmış, hesap sormuştum. Yanıt alamayınca bir arkadaşla beraber (sanırım �ağdaş'tı) �şenmedim, yayınevini ziyarete gittim. Orjinal dergileri g�sterip "neden yazar-�izerlerin isimlerini belirtmiyorsunuz, bu onların emeğine saygısızlıktır" diye �ıkıştım. Hatırladığım kadarıyla o zamanki yazı işleri m�d�r� Samet Ko�yiğit'ti. Sorumu "okuyucularımız b�yle istiyor" şeklinde yanıtlayarak beni kibarca başından savmaya kalkmıştı. Ben de en son yayınlanan sayının bir kopyasını (para verip bayiden satın alarak), durumu anlatan bir mektupla beraber Marvel'in hukuk b�l�m�ne g�ndermiştim. Aradan birka� ay ge�mişti ki �r�mcek Adam orjinal �izgileriyle yayınlanmaya başladı. Benim i�in bu �rnek �ok �nemli ��nk� o tarihten sonra kopya �izgiler gittik�e azaldı. Bu t�r haberler piyasada �abuk yayılıyor ne de olsa. Sanırım T�rk yayıncılar ancak bu şekilde davranışlarının hukuki bir yaptırımı olabileceğinin farkına vardılar. Elbette son d�nemde �ok sayıda korsan yayıncı t�redi ama en azından legal olanlar bu konuda daha dikkatli davranıyorlar. Hatta telifi �denmese bile g�n�m�zde yayınlanan �izgi romanlar orjinal �izgileriyle ve yazar-�izer ismi belirtilerek yayınlanıyor. O a�ıdan olaya m�dahalemin yerinde ve doğru olduğunu d�ş�n�yorum...


Fanzinciliğin var, �nce Comic Art sonra Koloni... Fanzin mutlu eder mi adamı?

Etmez mi, eder tabii. Manevi bir tatmin sağlar. Herşeyden �nce o senin eserindir, yaşadığın d�neme yaptığın katkıdır. Az ya da �ok, bir şeyler �retmenin sağladığı haz vardır onda. Fanzin sadece t�ketmekle kalmayan, yanısıra �reten bireylerin işidir. Elbette ki muhaliftir ve aynı zamanda naiftir. Gen� işidir ��nk� ilerleyen yaşlarda ge�ip giden yılların ağırlığı ��k�yor insanın omuzlarına, �şeniyor uğraşmıyor. Fanzin işinde yalnız olmadım hi�, tek başına y�r�t�lecek bir �aba olarak g�rmedim. Ekip işidir benim i�in, ciddiye alırım. Tek sayı �ıkmakla beraber Comic Art, bilgisayarsız ortamda hazırlanan dergiler i�erisinde en d�zg�n dizgiye ve en az harf hatasına sahip olan dergidir. Dil konusunda hassas olduğumdan buna �ok �nem veririm. Bug�ne dek bir benzeri �ıkmaış değil. O d�nemin şartları dikkate alındığında bu, azımsanmayacak bir başarıdır. �ok titiz bir �alışmadır, ileriki yıllarda Koloni'nin devralacağı g�rsel arayışların temelidir. Sonradan yollarımızı ayırdığımız �ağdaş Ko�yiğit'in �ok �nemli katkıları oldu o dergiye, hatta fikir babası odur. Ardından gelen Koloni, �ok dağınık olan ilk sayısından sonra s�rekli bir iyileşme ve gelişme s�recine girerek gene aynı titizliğin kurbanı oldu. Anlatacak bir şeyi kalmayınca yayını da durdu doğal olarak. Her sayıda farklı bir şeyler yapıp monotonluğu kırmak i�in �alıştık b�t�n arkadaşlarla. Bence bunu başardık da. Derginin fikir babası Levent Cantek'le uzun yıllar s�ren bir dostluğumuz var. Levent birinci sayıyı sarı renk kağıtla �oğaltmıştı. İkinci sayı kırmızıydı, ���nc� sayı ise beyazdı ve matbaada basılan tek sayı oldu. İlk 3 sayıdan sonra dergiyi ben devraldım ve aynı �izgide devam ettim. D�rd�nc� sayı kapak tasarımı ve i� sayfa d�zeniyle fark yarattı bence. Beşinci ve altıncı sayılar asetatlı �ift kapağa sahipti. T�rkiye'de bu tarzda yapılan tek �alışma oldu, maliyeti sebebiyle profesyonel yayınlarda bile bu format uygulanamadı. O a�ıdan tektir. Sonraki �� sayı ise gene bi�im değiştirerek b�lten formatında yayınlandı ve devamında �ağa ayak uydurarak dergi bir e-mail tartışma grubu haline geldi. �ok sonra ilk �� sayının tekrar baskılarını tamamıyla renkli olarak yeni baştan tasarladım ve bug�n i�in bile y�ksek sayılacak bir fiyatla piyasaya sundum. Buna rağmen dergi sattı. O g�ne dek hazırlanan en temiz fanzindi, her sayfası t�m detaylarıyla uzun uzun tasarlanmıştı. Bir b�t�n olarak incelendiğinde; kendisiyle alay eden, yaptığı işten zevk alan, �izgi romanı seven ama "u�mayan", normal bir yaşam s�ren ve başka ilgi alanlarına da sahip insanlarca hayata ge�irilen bir proje olduğu g�r�lecektir. Ben de bu projenin i�inde yer almaktan dolayı �ok mutluyum. Zaman i�inde ekip değiştiğinden derginin t�m sayılarında yeralan 2 kişiden biri olmak (diğeri Levent) beni uzun yıllar tatmin eden ve hayata pozitif yaklaşmamı sağlayan nedenlerden biri, hatta en �nemlisi olmuştur...


Ser�ven'e Koloni'nin devamı diyorsun, ger�ekten �yle mi?

Bence �yle. Eğer Koloni yayınına devam etmiş olsaydı Ser�ven'den tek farkı hınzırlığı olurdu. İ�erik ve ciddiyet olarak bir fark olacağını sanmıyorum. Ben Ser�ven'i �ok �nemsiyorum, ��nk� Koloni'nin ge�irdiği evrimin somut kanıtı. D�ş�n�n, Koloni i�in biraraya gelen bir grup gen� insan (gene Levent'in fikir babası olduğu bir projeyle) bilgi dağarcıklarını internet �zerinden diğer insanlarla paylaşmayı se�iyor. Ardından yeni bir proje �retip İletişim gibi ciddi bir yayınevini �izgi roman �zerine bir yazı-derleme yayınlaması konusunda ikna ediyorlar. T�rkiye'de başka bir ilki teşkil eden ve �izgili Hayat Kılavuzu adıyla yayınlanan bu projede 30'dan fazla insan yer aldı. Ve sonra Ser�ven �ıktı. Kaynağı Koloni-On-Line olan bu dergi aynı paylaşımcı yaklaşımla hayata ge�irilen ve �lkemizde başka benzeri bulunmayan bir �alışmadır. Bu �zelliğiyle gelecek kuşaklara bizim sahip olduğumuzdan �ok daha fazla kaynak ve referans noktası sunacağına inanıyorum. Değil �izgi romanın, gazete ve dergilerin dahi yeterli satışa ulaşamadığı bir ortamda Ser�ven tarzı bir "�izgi roman araştırmaları dergisinin" altıncı sayısına ulaşması, �stelik de ilk sayısının ikinci baskısını yapması azımsanacak bir başarı değildir. Koloni tartışma grubunda başlayan �oğu indekseleme �alışması meyvalarını Ser�ven eklerinde verdi. T�rkiye'de daha �nce buna benzer �ok az �alışma yapılmıştı ve hi�biri bizim dergiyle beraber verilen ekler kadar geniş �aplı olamadı. �stelik bu �alışmalar hala devam ediyor...

T�rkiye'deki �izgi roman ortamını nasıl buluyorsun?

K�t�. �ok fazla yayıncı ve daha da fazla yayın var ama tutarlılık yok. İyi niyetle yola �ıkmakla beraber pek �ok yayıncı hen�z yolun ortasındayken finansal a�ıdan tıkanıp kalıyor. Gene de vazge�miyorlar. Gelecek i�in umut vadeden bir inat, bir ısrar var insanlarda. Bence bunun sebebi benim gibi idealist fanlar. İlerleyen yaşlarına paralel olarak maddi g��leri de artıyor ve bunu �ocukluk hayallerini ger�ekleştirmek i�in kullanıyorlar. Başarılı bir �rnek olarak Ahmet Kocaoğlu'nu g�sterebilirim. Kimsenin renkli �izgi roman yayınlamaya cesaret edemediği bir d�nemde B�y�k Mavi Yayıncılık'ı kurarak bunun başarılabileceğini kanıtladı. Her ne kadar mali sıkıntılar yayınevinin uzun s�re ayakta kalmasını engellediyse de kendisi 1 Numara Yayıncılık'la anlaşarak dergilerin yayınını s�rd�rmeyi başardı. Bu ��z�m de uzun s�reli omayınca bu sefer Arkabah�e Yayınları'nı kurarak inatla yoluna devam etti ve şahsen benim saygımı kazandı. Diğer taraftan, benzer bir denemeye girişen Hakan Şaşmaz'ın Ken Parker serisi bu denli şanslı olamadı ve hız kesmek zorunda kaldı. Başka kimsenin yapamadığını yapıp bu dizinin yayın haklarını alabilmesi saygıya değer bir başarıydı. Fakat hızlı bir �ıkıştan sonra maddi k�lfetlerin altından kalkamaz olunca, ka�ınılmaz bir şekilde (�ncesinde kendisi de eleştirdiği halde) bazı tercihlerde bulundu. Yayın sırasını değiştirdi, orjinal formata bağlı kalmadı, yayın s�relerini uzattık�a uzattı v.s. Gene de vazge�medi, hala inatla başladığı işi bitirmeye �alışıyor. Onun gibi, �oğunu yıllar �ncesinden tanıdığım insanlar bu işe baş koyup kendi �aplarında başarılar elde ettiler. �ağdaş Ko�yiğit'in internet sitesi, Murat Mıh�ıoğlu'nun dergisi ve (tamamen farklı bir kulvarda) Levent Cantek'in �alışmaları bence takdire şayan �abalardır. Ancak herşeye rağmen, dağıtım sorunları aşılmadık�a �lkemizdeki �izgi roman yayıncılığının ilerleyebileceğini sanmıyorum. Dağıtım şirketlerinin k���k yayıncıları dışlayıp b�y�k yayın gruplarını kollayan tutumları sadece �izgi roman yayıncılarını değil b�t�n yayıncıları zor duruma sokuyor. T�rkiye'de şu an i�in bir dergiyi efektif olarak dağıtmanın hi�bir yolu yok. Ancak kitapevleri aracılığıyla ve ancak İstanbul'da (ve belki biraz da Ankara'da) yapılabilen kısıtlı dağıtımlarınsa kimseye bir faydası olmuyor. İşte bu noktada, internet �zerinden satış yapan online siteler �ok b�y�k �nem kazanıyor. Dağıtımcıyı tamamıyla devre dışı bırakan ve yayıncıyı okuyucuya yaklaştıran, �stelik de daha ekonomik olan bu siteler �zerinden yapılan satışların daha da artacağına inanıyorum. G�n�m�zde, İstanbul dışındaki okuyucu i�in bir�ok dergiye ulaşmanın tek yolu budur. Bu anlamda Ser�ven'in sırtını internete dayaması bir rastlantı değil. Hatta denilebilir ki, arkasına interneti aldığı i�in yoluna devam edebiliyor. Yayını i�in gereken malzeme hep internet ortamında ortaya �ıkan fikirlerin kağıda aktarılmasıyla sağlanıyor. Ser�ven dahi, b�y�k şehirler haricindeki okuyucularına internet aracılığıyla ulaşıyor...



En Son Eklenen 5 Röportaj

Kemal G�khan G�rses: �Arzum G�ncel Bir Hik�yeyi G�n� G�n�ne �izebilmek��
03.07.2006
Ayşeg�l Savaşta alb�m�yle ilgili olarak Kemal G�khan G�rses ile yaptığımız r�portajı aktarıyoruz....

Evrenin Kalbinde, Jodorowsky Konuşuyor
07.06.2006
L.A. Weekly�den Jay Babcock, underground ve muhalif k�lt�rlerin �arpıcı �reticilerinden biri olan Alexandro Jodorowsky ile r�portaj yapmış. Bu r�portajı vesile ederek T�rkiye�de nerdeyse hi� tanınmayan bu �arp&...

Gerhard F�rster: �Giderek �oğalan Aktif Bir Okuyucu Var�
11.05.2006
Gerhard F�rster, Avusturya�da yaşayan, �izgi roman araştırmaları dergilerinde �alışmaları yayınlanan bir araştırmacı-yazar. Fumetti tutkunu olan F�rster, �izgi roman d�nyasına ili&...

Ozan K���kusta: ��izgi Roman İ�in Her Zaman Heyecanlıyım�
20.04.2006
Dergimizin son sayısının kapağını �izen Ozan K���kusta ile konuştuk. Ozan, yayın hazırlıkları s�ren Tam Macera ekibinden....

Uzaktan Sevin�le İzliyorum
12.03.2006
T�rkiye�nin ilk kadın karikat�risti sayılan Selma Emiroğlu-Aykan, �zellikle Kara Kedi �etesi �izgi romanıyla bir kuşağın b�y�k sempatisini kazanmıştı. Sorularımız �er�evesinde �ize...



 

雪茄| 雪茄烟网购/雪茄网购| 雪茄专卖店| 古巴雪茄专卖网| 古巴雪茄价格| 雪茄价格| 雪茄怎么抽| 雪茄哪里买| 雪茄海淘| 古巴雪茄品牌| 推荐一个卖雪茄的网站| 非古雪茄| 陈年雪茄| 限量版雪茄| 高希霸| 帕特加斯d4| 保利华雪茄| 大卫杜夫雪茄| 蒙特雪茄| 好友雪茄

古巴雪茄品牌| 非古雪茄品牌

Addmotor electric bike shop

Beauties' Secret化妝及護膚品

DecorCollection歐洲傢俬| 傢俬/家俬/家私| 意大利傢俬/實木傢俬| 梳化| 意大利梳化/歐洲梳化| 餐桌/餐枱/餐檯| 餐椅| 電視櫃| 衣櫃| 床架| 茶几

Wycombe Abbey| 香港威雅學校| private school hong kong| English primary school Hong Kong| primary education| top schools in Hong Kong| best international schools hong kong| best primary schools in hong kong| school day| boarding school Hong Kong| 香港威雅國際學校| Wycombe Abbey School

邮件营销| 電郵推廣| edm营销| 邮件群发软件| 营销软件|